Milliyet yazarı Bilal Meşe, Lig TV yorumcusu Şansal Büyüka ile bir söyleşi gerçekleştirdi. 

Büyüka'nın sözleri şöyle:

Fenerbahçe, Advocaat ile birlikte kayda değer bir ivme kazandı. Aradaki farkı kapadığı gibi, gösterişli duruma da geldi.

Fenerbahçenin bu yedi maçlık seriyi yakalamasının nedenleri sizce?
Advocaat ne yaptı, bana tarafından kolay... Unutmayalım, geldiği gün vatandaşı Van Persie için “bu fizik kalitesiyle oynayamaz” dedi, bir takım maçlarda kadroya bile almadı. Salih Uçanı bir-iki oynattı, baktı olmuyor, vazgeçti. Aatıfı “yok” sayıyordu, antrenman performansındaki çıkışı görür görmez oynatmaya başladı. Bunlar çoğaltılabilir. Ama yaptığı iki temel şey var: Birincisi; Fenerbahçenin fizik yapısını ve kalitesini yükseltti. İkincisi; yürüye yürüye rakip kaleye gitmeye çalışan ve doğal olarak netice alamayan takımı çabuk ve ivedi hücuma yöneltti. Şurası emin; Advocaatın takımında koşmayana ekmek değil.

Advocaat devam etmeli mi? Ünlü öğretmen sizi  şaşırttı mı?
Hayır Bilal... Advocaat beni şaşırtmadı. Futbol anlamında “feleğin çemberinden geçmiş” bir öğretmen... Büyük tecrübesi var, kariyeri var, mükemmel şartlarda çalışmış, fazla fena şartları görmüş. Büyük başarılar kazanmış, büyük düş kırıklıkları yaşayan... Unutulmasın fakat, bugün ayağa kaldırdığı ekip, kendi kurduğu takım da değil... Seneye devam eder mi? Bugünün koşullarında muhakkak eder , mayısa da böyle girerse, evet eder. Advocaat derhal Fenerbahçenin ligin ilk haftalarında hovardaca harcadığı kredileri kapatmaya çalışıyor.

Görüyoruz ancak, Emenikeden Advocaat zorunlu verimi bir türlü alamıyor?
Advocaat, Emenikeye yeterli şansı verdi. Sow bu kadar düzelmişken, Aatıf takıma girmeye başlamışken, bunalımdan kurtulamayan Emenikenin takımda kendine yer bulması fazla zor... Emenike önce kendini bulacak oysa, sonra takımda yer bulsun.

Hollandalı hocanın geldiğinden bu yandan değişmeyen sekiz oyuncusu var. Volkan Demirel, Şener, Kjaer, Skrtel, Hasan Ali, Mehmet Topal ve Souza... En uçta da Van Persienin yerleri garanti. Görüyoruz oysa, kalan üç oyuncu aralarında rotasyona gidiyor kesintisiz. Bu başarıda kadroda sekiz oyuncunun değişmez olması ne değin faktördür?
Kadro istikrarı şüphesiz manâlı... Advocaat hem her futbolcusundan en yüksek verimi almaya çalışıyor. Fenerbahçeli futbolcu artık şunu biliyor: İyiysem hoca oynatır. Bu bir takımın başarısı için son derece kayda değer...

Üç günde bir maç kaçınılmaz

Artık günümüzün futbol sisteminde haftada bir maç devri tarih oldu. Türkiyede bambaşka bir başvuru formu, adaletsiz bir maç takvimi yok. Futbol ekonomisinin bu dek öne çıkarıldığı bir ortamda, artık üç günde bir maç zaruri duruma geldi.

Şenol Güneşin, fikstür isyanına hak veriyor musunuz? Son iki maçtaki puan kayıplarının nedenleri arasında bu olabilir mi?
Maalesef sadece Türkiyede değil, Avrupada fazla yoğun bir maç takvimi var. Bundan Böyle günümüzün futbol sisteminde haftada bir maç devri tarih oldu. Hem bu fikstürler, gerek Avrupa, lüzum Türkiyede sezon başından muhakkak oluyor. Türkiyede de bambaşka bir tatbik, adaletsiz bir maç takvimi yok. Futbol Federasyonu, Avrupada çarşamba oynayanı, Türkiyede cumartesi oynatıyor, perşembe oynayanı da pazar günü... Dinlenme süreleri benzer... Hatta Premier Ligde Avrupa maçından 48 saat daha sonra lig maçı oynayan takımlar var. Eğer bu konuda sistemi temelden rahatlatacak bir başka alternatif varsa derhal gündeme getirilmeli... Fakat ben olduğunu düşünmüyorum. Futbol ekonomisinin bu kadar öne çıkartıldığı bir ortamda, bundan böyle üç günde bir maç duruma geldi.

Beşiktaş, ligde Fenerbahçe ile oynayacak. Üç olanak sonucunda Beşiktaşı neler bekler?
Beşiktaşın puan olarak Fenerbahçeye oranla fazla daha büyük kredisi var. Eğer kaybederse artı bir şey kaybetmez. Ama kazanırsa Fenerbahçe ile arasındaki puan farkını çok ciddi açar fakat, birincil yarının bitimine kısa bir süre kala bu fark Beşiktaşa büyük üstünlük yaratır.

Siyah-beyazlı takımda Olcay ve Kerim gibi şans bulamayan oyuncular var. Bunun yanı sıra Jürgen Kloppun bizzat Dortmunda aldırdığı Oğuzhan Aydoğan, daha alçak inşa maçlarında oynuyor. Yoğun fikstür döneminde bu oyunculardan yararlanılmaz mı?
Kerim Frei, geçen yılın çok kilit oyuncularından birisi... Bilhassa daha sonra oyuna girdiği maçlarda manâlı katkılar sağladı. Sıcacık alandaki büyük yeteneği sıkışmış oyunu bir çilingir gibi açabiliyor. Olcayın da kenardaki etkisi böylece... Lakin bu takımla yaşayan, her futbolcusunu herkesten daha iyi bilen Şenol Öğretmen ... Gerçekten öğretmen yorgunluktan şikayet ederken, bu oyuncuları kullanarak azıcık olsun refah sağlayabilir mi? Şüphesiz sağlar. Ama baht vermediğine kadar, bir bildiği, bir gördüğü vardır.

Beşiktaşın değişmez isimlerinden Atibada muhteşem bir düşüş gözlemliyoruz. Örneğin Benfica maçında sahanın en kötüsüydü, Başakşehir aleyhinde da mükemmel değildi. Bu düşüşü neye bağlıyorsunuz?
Bilal, ben Atibada düşüş olduğunu kabul etmiyorum. Hatta makine gibi çalıştığını düşünüyorum. Lakin Beşiktaşın oyununda geçen yıla oranla bir düşüş olduğu belli... Beşiktaşa baktığında bizim ligin önünde, kendi alıştığımız futbolunun arkasından...

ardına kadar eyyam var

Hakemlerin, Beşiktaşın kolladığı yönündeki iddialara ne dersiniz? Böyle bir şey olabilir mi?
Bilal, Quaresmanın Trabzonspor maçında kırmızı kart görmemesi, son maçta sarı karttan kurtulup cezalı duruma düşmemesi böyle bir seziş yarattı. Oysa kartı gösterecek olan hakemler... Hakemleri idare eden bir MHK Başkanı var. MHK Başkanı televizyon ekranlarında “ben bu pozisyon için yorum yapamam” diyor. Galatasaray maçına bakıyorsun, yarı Barıştırma Yıldırım, Galatasarayı budamak için sahaya çıkmış gibi ... Sonuçta hakemler fena... Hakemlerde eyyam var mı? sonuna kadar var. Hele bazılarında tepeden tırnağa var. Eee millette bundan rahatsız oluyor.

Kımıldaması bile yetti

Haftalardır yazıyoruz, “Sneijder birazcık oynasın, Galatasaray oynar” diye... Liderler sahneye çıkmazsa, diğerlerinden çok şey bekleyemezsin. Gördük işte, kımıldaması bile yetti.

Galatasarayın Bursaspor maçındaki geri dönüşünü Başkan Dursun Özbekin “Hepinizi gönderirim” restine bağlayabilir miyiz?
Evet Bilal ... Ben Bursaspor karşısındaki “ayağa kalkışı” iyice Başkan Dursun Özbekin hafta içinde Floryaya el koymasına bağlıyorum. Selçuk ilk olarak bazı oyuncularla teke tek konuşması, ardındaki takımı toplayıp, hakiki anlamda “akort” çekmesi, “umursamaz” Galatasarayı kendine getirdi. Bana göre maçı Başkan kazandı.

Sneijder 307 gün sonra gol attı.     Sneijderin devreye gireceği bir Galatasaray için görüşünüz?
Sneijderi bugün yazmıyoruz oysa... Haftalardır yazıyoruz, “Sneijder birazcık oynasın, Galatasaray oynar” diye... Sneijder yaklaşık olarak fazla uzun süren bir tatil yaptı. Fazla uzun süren bir gol orucuna girdi. görünürde Başkan Dursun Özbekin ayarından o da etkilenmiş. Liderler sahneye çıkmazsa, diğer oyunculardan çok fazla bir şey bekleyemezsin. Gördük işte, kımıldaması bile galibiyete yetti.

Derbiden sonradan yaşanan Selçuk-Akman krizi iyi yönetildi mi?
Selçuk- Ayhan Akman krizi, her takımda olabilecek tartışmalardan biri... Uzatılmamasını, tatlıya bağlanmasını keza başkan Dursun Özbekin haftayı Floryada geçirmesine, keza de tarafların işe olumlu yaklaşmalarına bağlıyorum. Selçukun Galatasarayın kaptanı olduğu unutulmasın. O Kadar leblebi-çekirdek gibi yenecek bir oyuncu değil Selçuk...

Son olarak Serdar Azizi sormak istiyorum. Ne düşünüyorsunuz?
Serdar Aziz, ülkenin en iyi stoperlerinden birisi olduğu için zaten ulusal takımda oynuyor. Futbolculuğunda değil, özellikle son dönemlerde fazla uzun süren sakatlıklarında sorun var. Serdar Aziz sağlamsa korkma, gözü kapalı takıma koy, oynasın.

Korkunç bir koşul

12 haftada 12 puan toplayan Trabzonspor için risk canları çalmaya başladı. Bordo-mavili takım, küme düşme tehlikesi yaşar mı?
Sevgili Bilal, Trabzonsporun küme düşme tehlikesi yaşayıp yaşamayacağının konuşulması bile, Trabzonspor adına başlı başına vahim bir koşul... Trabzonspor bu tehlikeyi yaşamaz fakat konuşulup tartışılması bile Trabzonspor namına, Türk futbolu namına ızdırap verici...

Trabzonspor Yönetimi, fena gidişe çare olarak yeni Akyazı Stadının açılışını gösteriyor. Yeni stat fiilen takımı motive edebilir mi?
Ekip buysa, yeni stat da çare olmaz. Trabzonsporlu oyuncular her hafta gelen fena sonuçların arkasından doğal olarak gerilmiş durumdalar. Trabzonspor transfer ayındaki hatalı tercihlerin faturasını ödüyor gibi...

Başkan Muharrem Ressam, sizce Ersun Yanal ile yollarını ayırır mı, sezon sonuna kadar devam eder mi?
Başkan Muharrem Sanatçı, Ersun Yenal ile yolları ayırdı diyelim, kimi getirecek, gelen ne yapacak? Trabzonsporda geçmiş yıllarda bu ara dönemleri, “kriz antrenörlerini” çok gördük. Ne değişti? Trabzonsporda tek çareyi, ara transferde hedefi bütün bulacak iki golcüde görüyorum. İki maçta 70 şut atıp tek gol atamıyorsan bu konuda çok önemli sıkıntın var demektir. Aytaçların, Mehmet Ekicilerin, Okay Yokuşluların oynadığı orta saha iş yapmıyorsa, azıcık da futbolcular kendilerini yargılamalı...

Başakşehir ders diye okutulur

20 milyon euro bütçeli Başakşehirin başarısı nasıl anlatılır?
Bu başarı anlatılmaz yaşanır. Biz de Başakşehir başarısını defalarca birlikte yaşıyoruz. Başakşehir tam bir sistem takımı... Bu takıma gelip geriye doğru giden futbolcu olmuyor. Fakat kendini bulan, kendini geliştiren çok oyuncu oluyor. Ben Başakşehire gidip gelen biriyim. Nasıl çalışıyorlar, maçlara nasıl hazırlanıyorlar, rakipleri ne kadar önemsiyorlar görüyorum. Abdullah Hoca gün boyu bir toplantıdan çıkıp bir başka toplantıya giriyor. Transfere özeniyorlar, hırsıza- arsıza paraları kaptırmıyorlar. Harikulade bir başkanı, harikulade bir yönetimi ve kusursuz işleyen bir idari tarzı var. Şimdi bir futbol akademisi kuruyorlar, o göz kamaştıran maketi dilerim kamuoyu ile paylaşırlar. Sahalarına bakıyorsunuz, Türkiyenin en iyi bir-iki zemininden biri... Türkiyede kulüp nasıl yönetilir, spor akademilerinde ders diye okutulabilir.

Haftanın öne çıkanları

Haftanın takımı: Fenerbahçe, Galatasaray, Medipol Başakşehir
Haftanın futbolcusu: Moussa Sow, Mehmet Topal (Fenerbahçe), Cengiz Ünder (Medipol Başakşehir), Wesley Sneijder (Galatasaray), Johannes Hopf (Gençlerbirliği)
Haftanın teknik direktörü: Dick Advocaat (Fenerbahçe), Abdullah Avcı (Medipol Başakşehir), Ümit Özat (Gençlerbirliği)
Haftanın hakemi: Ali Palabıyık (Çaykur Rizespor-Fenerbahçe)


İlgili: Futbol Spor Toto Süper LigFenerbahçe